''Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır''. (Hz. Mevlana) Bu kelimeler dünyaya bakış açımızın hayatımızı nasıl etkilediğine vurgu yapıyor. Ne kadar pozitif bakarsak, hayatımız da o kadar pozitif olur. Allah´ın yarattığı herşey güzeldir. Güzel veya çirkin olarak görmemiz bizim bakış açımız ile bağlantılıdır. Nereden, nasıl baktığımız önemlidir.

Hüsn-ü zan edebilme imkanı var iken, su-i zan etmeye, yani pozitif düşünme imkanı var iken, negatif düşünmeye, gerek yoktur.

Bir şeyin varlığı kötü anlamına gelmez. Siz o varlığı nasıl algılar veya “kullanırsanız“ size o şekilde yansır. Güzele yönlendirirseniz güzel olur. Bazen kötü zannetiğiniz şeyler hayır, hayır zannetikleriniz şer olabiliyor..  “Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz“ (Bakara,216)

Konfüçyüs, “Her şeyde güzellik vardır ama herkes görmez” der. Örneğin başımıza gelen bir musibetin bizi olgunlaştırması veya bazı şeyleri daha iyi görebilmemizi sağlaması gibi. Zahiren bakıldığında musibetler ve hastalıklar kötü gözüküyor, fakat neticeleri pozitif olabiliyor.

Bir bakış açısı örneğini Peygamber Efendimiz(sav) sergiliyor. Medine´de sahabeler ile beraber gezerken çöplükte kokmuş bir köpek leşi görüyorlar. Sahabeler “Çok kötü kokuyor” derken Peygamber Efendimiz(sav) olayın müsbet yönüne dikkat çekiyor: “Dişlerine bakın, ne güzeldir.” Aynı şekilde eşini şikayet eden birine Hz. Muhammed(sav) “Sen de güzel yönlerine bak” diyor.

Bir olaya hangi gözlükle baktığımız ve nereden baktığımız çok önemli. Başa musibet gönderenin kimin olduğunu bilirsen.. Bediüzzaman ne diyor? “Tevvekkül ile bela yüzünde gül, tâ o da gülsün; o güldükçe küçülür, eder tebeddül.”  O belanın yüzüne gülersin O da o belayı mutlulukla değiştirir. Zaten burada da amaç o musibet karşısında o kulun nasıl bir tavır sergileyeceği değil midir?