Geçtiğimiz günlerde Manisa’da art arda iki  cinayet vakası yaşandı!  Olayda ikisi kadın biri erkek olmak üzere üç kişi öldü. Haberini okumak bile öfkelendirip , içimizi yaktıysa da görüntüleri açık bir şekilde servis ettiklerini görünce ne oluyor dedim.

 Görüntüler de yerde kanlar içinde yatan bir kadın ve inleyen bir adam var . Kanlı alanları bulanıklaştırıp servis edince basın etiğine uyulmuş  mu oluyor? Bu görüntüler basın etiğinden bihaber birileri tarafından değil haber sitelerinde ve gazetelerde paylaşıldı. Yani basın etiğini bilen kişiler paylaştı. En azından ben öyle düşünüyorum. Basın etiğini bilmiyorsak dahi vicdanımız o görüntüleri paylaşmaya müsade edecek mi?  Haber yazarken 5N1K kuralı ne kadar dikkate alınması gerekiyorsa basın etiği de o denli dikkate alınmalı.  Şimdi şu düşünce ortaya çıkabilir trafik kazalarında da sedyedeki kişinin fotoğrafı bulanıklaştırılıp kamuoyuna servis ediliyor. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir şey var ki trafik kazaları daha masum olaylar. Kişinin elinde olmadan ortaya çıkan, üzücü fakat travma oluşturacak betimlemelere yol açmayabilir. Lakin kendimizi cinayete kurban giden kadının çocukları yerine koyarsak, o perspektiften bakarsak ruh halimiz ne olur?

Haberi yazarken , haberin görüntülerini paylaşırken de bu bilinçte olmalıyız düşüncesindeyim. O görüntüler çocuk belli yaşa gelince yine karşısına çıkacak. Bizler buna izin vermemeliyiz. Çocuğun annem  yerde o şekilde öldürüldü düşüncesine boğmamalıyız. Kamuoyunu haberden mahrum bırakmamak gerekir , kamunun bilme hakkı vardır fakat hassasiyet oluşturacak görüntüler servis edilmemelidir. O görüntüler bazı şuursuz kişiler tarafından zevkle izleniyor olup aynı şiddeti gösterme eğilimine dönüşüyor. Gazeteciliğin hassas noktası etik ilkelerine bağlı olmaktır. Doktorun neşteri , polisin silahı ne kadar önemli ve tehlikeliyse  gazetecinin kalemi de aynı önem ve tehlikeye sahiptir. Gazetecinin basın etiği bir doktorun Hipokrat yemini gibidir.

Kalemimiz doğruluktan ve etikten ayrılmasın. Sevgiyle kalın..