“Bellek”, toplumsal kimliklerimizi kuran, hatırlamanın ve unutmanın bireysel olduğu kadar sosyal ve politik bir süreç de olduğunu ortaya koyan değişken bir süreçtir. “Toplumsal Bellek” ise maddi ve manevi değerler birikimi olarak tanımlanan kültür kavramına dayandırılabilir. Çünkü kültür; toplumun yüzlerce, binlerce yıldan beri oluşturduğu ortak amaçların, beklentilerin, değerlerin, inançların duygu ve düşüncelerin, özetle ortak davranış kalıplarının depolandığı, saklandığı soyut bir kavram olup, toplumsal bellek olarak kabul edilir.

           Tarihe baktığımızda imgeler taşa, tahtaya, kumaşa, duvara kısaca uzun ömrü olabilecek her şeye yansıtılarak maddileştirilmiştir. Bu yolla kodlamayı, saklamayı ve kuşaktan kuşağa aktarmayı olanaklı kılan toplumsal bellek oluşturulmaya çalışılmıştır. Aslında bir sonraki kuşağa aktarılabilen maddi her şey veya yinelenen, alışkanlık edinilen her pratik toplumsal bir kayıt tutmadır.

           Fotoğraf sayesinde hafızalara kazınan görüntüler, insan belleğinin genişlemesine ve toplumsal duyarlılıkların artmasına, aynı zamanda da toplumsal gelişme sürecinde doğrudan etki etmektedir. Kuşkusuz fotoğraflar da toplumların ilerlemesi, demokrasi kültürünün oturtulması ve kent belleği oluşturulmasında birçok mekanizmanın işlevinden çok daha büyük bir görevi yerine getirirler.

           Bir olayın, bir mekanın ya da bir insanın görünümünü saklayıp koruduğu için fotoğraf, her zaman tarihsellik ile yakından ilgili olmuştur. Tarihsellik, fotoğraf için bir “zamanlama”dır. Fotoğrafın belgesel niteliği ve sanat olarak işlevi birlikte değerlendirildiğinde yapılan bu çalışma, geçmişle bugün, bugünle gelecek arasında değerli bir yapı oluşturacaktır. Hem bilinçli hem de bilinç uyandıran bir kişi olarak fotoğrafçının yapıtı, yani fotoğraf, zaman içinde toplumsal ve kültürel yapının birer belgesi haline gelir. Çünkü dünyadaki her türlü varlık doğanın ve zamanın yok edici etkilerine açıktır. Bu yokoluşun fotoğrafik birer belge olarak kaydedilmesi o fotoğraf yoluyla bize “zaman” kavramını yeniden sunar.

              Çağımız hızlı değişim çağı. Elbette bu değişimden en başta da içinde yaşadığımız kentler etkileniyor. Yaşadığımız kenti sevmek, onu koruyup kollamak, yaşam kalitesini yükseltmek, geleceğini planlamak, kent bilincinden, kentin bugünü kadar geçmişini de bilmekten geçiyor.Bu bağlamda kent arşivlerinin değeri tartışılmaz. Manisa’nın önceki yüzyıllarda gelen gezginlerin bıraktıkları anlatı ve görsellerin bugün bize nasıl ışık tuttuğunu düşünün.

            Manisa Fotoğraf Derneği olarak biz bir hayal kurduk. Yaşadığımız kentin görsel kent belleğini oluşturacak, kentimiz arşivine kazandıracağımız fotoğraflar ile daima gelişen ve değişen kentin kültürel mirasına katkıda bulunmayı amaçlayarak 2017-2020 yılları arasında “Manisa’nın 100’ü” Fotoğraf projesini gerçekleştirdik. Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Fotoğraf Derneği üyesi fotoğraf sanatçılarının katkılarıyla Manisa’nın on yedi ilçesinin tarihi, kültürel, coğrafi, mimari, sosyal ekonomik değerlerini fotoğraf diliyle yansıtmaya çalıştık. Üç yıl süren proje sonunda on yedi ilçeden bine yakın fotoğraf ortaya çıktı. Ortaya çıkan eserleri, kent tarihine kalıcı bir belge bırakmanın gururunu taşıyarak Rafine bir emek, estetik kaygı ve sanatsal düşünceyle gerçekleştirdiğimiz “Manisa’nın 100’ü Fotoğraf Projesi” nin 8 Eylül 2021 tarihinde Fatih Sergi Salonu’nda yüz fotoğrafta oluşan sergi ile sanatseverlere sunduk. Bu kent üzerine kurduğumuz hayalin ilk adımı olan “Manisa’nın 100’ü Fotoğraf Projesi”nin arşive kazandırılması ile kentin daha yansıtılacak, aktarılacak çok değerinin olduğu bilinci; toplumsal gelişme sürecinde olan kentimizi tanıtmak için daha etkili adımlar atılması gerektiğini düşünmemizi sağladı. Kurum ve kuruluşların kent için bir araya gelerek gerçekleştirdiği projeler; zamana karşı konumlanmanın, kültürel ve etik değerlerimizin korunmasını, kentin geleceğinin nitelikli bellek çalışmalarına katkıda bulunmasını sağlar.

         Şimdi, bir yandan Manisa’yı Türkiye çapında fotoğraf organizasyonlarına ev sahipliği yapabilecek kapasitesi olduğunu kanıtlarken, bir yandan da kentimizin tarihsel, kültürel ve doğal zenginliğini ülkemize tanıtmada bize düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyoruz.

         Fotoğrafın “yerelden evrensele” bir bakış getirmesi yönündeki her yıl geliştireceğimiz sanat etkinlikleriyle kentimiz sanat ortamından başlayıp, evrensel sanat anlayışına uzanan köprüyü hep açık tutmayı en önemli misyonumuz sayıyoruz.