Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde gereken kıymeti göremeyen, vücudumuz için ise  temel besin kaynaklarından biri olan balık, kırmızı et veya kümes hayvanlarının eti kadar sofralarımızda yer alması önemli bir besindir. Diğer etlere  göre  daha kısa liflerden oluşur ve lifler arasındaki  bağ dokusunun az olması nedeniyle  sindirimi de daha  kolaydır.

Elbette balık etinin kıymeti sadece sindiriminin kolay  olmasından   kaynaklı değil… Balığın ihtiva ettiği birçok vitamin, mineral ve bazı kıymetli  elementler (diğer etlerin 2 katı daha fazla selenyum) onun önemini biraz daha arttırıyor. Bu besinin  diğer  zenginliği ise içerdiği kıymetli yağlar ve çoklu doymamış yağ dediğimiz ve Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olmasıdır. Balık ürünlerinde yüksek oranda  bulunan  EPA ve DHA gibi yağ asitleri çocukların beyin gelişiminde etkin olup kalp ve damar hastalıklarında önemli koruyucu rol üstlenirler. Balıklardaki bu yağ içeriği balığın türüne, büyüklüğüne ve bulunduğu mevsime  göre değişiklik gösterir.

Balık  etinin  bunca yararının dışında bazı çevresel faktörlerden dolayı zararları da olabilir. Bu çevresel faktörlerin başında denizlerimizin kirlenmesi yer alıyor. Özellikle Marmara Denizinin diplerinde oluşan bu kirlilik orada yaşayan canlılara da nüfus ediyor. Diplerde (denizin 100 m.altında) yaşayan mezgit, kefal, levrek, lüfer, barbun, kalkan ve çipura gibi balıklar  denizlere atılan sanayi atıkları, çeşitli çöpler ve çevre bilinci olmadan atılan maddelerin içindeki  kurşun, kadmiyum ve civa gibi ağır metallere maruz kalıyorlar. Bu nedenle balık seçerken daha çok hamsi, istavrit, uskumru, sardalya gibi küçük ve somon, orkinos, palamut gibi büyük yüzey balıklarını  tercih ederseniz siz de bu ağır metal maruziyetinden korunmuş olursunuz.

İçinde bulunduğumuz mevsim aylarına göre ;

Kasım ayında; hamsi bolca bulunur ve bu ayda lezzetlidir. Uskumru ve torik de bu ayda  tercih edilebilir.

Aralık ayında;  bolca miktarda tekir bulunur. Bu ayda uskumru, palamut ve lüfer (ancak dip balığıdır) iyice yağlanır ve lezzetlenir.

Ocak ayında;  palamut, lüfer ve uskumru iyice yağlandığı için en lezzetli zamanıdır. Ayrıca hamsi de en lezzetli zamanına gelmiştir.

Şubat ayında; hamsi artık bitmiştir. Kalkanın başladığı bu ayda uskumru, lüfer ve palamudun lezzeti diğer aya göre daha düşüktür.

Tüm bunlarla birlikte mevsimine göre balık tercih ederken tüketeceğiniz balığın taze olmasına da dikkat etmek gerekir. Sindirimi kolay olan bu güzel besinin dayanıklılığı diğer etlere göre daha kısa sürelidir. Dolayısıyla bozulmaya çok elverişli olan balığı avlandıktan 5 güne kadar tüketilebilir olması kabul edilse de siz  aldıktan  sonra 2 gün içinde tüketmeye çalışın. Tezgahtaki balığın gözlerinin berrak olması,  solungaçlarının, dokusunun canlı ve nemli olması onun tazeliğini gösterir. Ayrıca kokusu da taze olup olmadığı hakkında fikir oluşturur.

Afiyetle kalın…