Tercih ettiğimiz beslenme şeklinin sağlığımız üzerinde meydana getirdiği olumlu ya da olumsuz etkiler artık bilimsel araştırmalarla önümüze seriliyor. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme modeliyle yaşamda karşılaşabileceğimiz birçok hastalık riskini ortadan kaldırabilmemiz    ya da  düşürebilmemizin  mümkün olduğu biliniyor.

Kronik hastalıklardan ölüm nedenine bakıldığında dünyada ve ülkemizde ilk sıralarda  kalp ve damar hastalıkları yer alıyor. Üstelik artık genç, yaşlı ayrımı yapmıyor. Hareketsiz ve stresli bir yaşam,  bilinçsiz beslenme alışkanlıkları ve bunların beraberinde hızla artan obezite maalesef  kalp  ve damar hastalıklarına yol açıyor.

Kalbinize ve damarlarınıza iyi bakmanızın yolu, büyük ölçüde onlara dost bir beslenme modelinden geçiyor. Bu beslenme modelinde nelere dikkat etmeniz ve hangi dost besinleri daha özenli tüketmeniz gerektiğine bir göz atalım.

Öncelikle şunu bilmelisiniz ki hiçbir besin mucize vaad etmez, ancak düzenli ve yeterli tüketimleri kalp ve damar sağlığınızı koruyabilir. Zeytinyağı, soğan, sarımsak, ıspanak, semizotu, brokoli, pancar, kurubaklagiller, yulaf, çavdar, tam buğday unu, pirinç, balık, fındık, ceviz, badem, keten tohumu, domates, elma, muz ve greyfurt gibi besinler kalp dostu olarak bilinir. Bu besinler genel  olarak  koruyucu etkiyi; kan pıhtılaşmasını ve damar tıkanıklığını önlemek, kan basıncını düşürmek  ve kan lipitlerini düzenlemek, kalp kasını düzenli çalıştırmak  suretiyle yapıyorlar. Dolayısıyla sofralarınızda ölçülü ve düzenli yer vermeniz  kalp  sağlığınız açısından yarar sağlıyor.

Bunların yanı sıra tam bir dost beslenme modeli için; hazır paketli yiyeceklerden, sigaradan, alkolden ve stresten uzak durulmalıdır. Gün içinde alınan kalori miktarı abartılmamalı, katı yağlar ve bu yağlar ile yapılan poğaça, cips, kek, pasta gibi yiyecekler tüketilmemelidir. Kırmızı et yerine tavuk, hindi, balık gibi beyaz et tercih edilmeli ve pişirilirken ızgara, buğulama, haşlama gibi yöntemlerden yararlanılmalıdır. Bilindiği üzere aşırı tuz tüketimi özellikle yüksek tansiyonu olan bireyleri etkiliyor. Bu nedenle tuz tüketimi azaltılmasının yanı sıra yine zararlı beyazlar içinde yer alan basit şeker (çay şekeri, un gibi) alımı minimum olacak şekilde   kısıtlanarak  daha posalı olan kurubaklagiller ve meyveler tüketilmelidir. Siyah çay ve kahveyi çok seven bir toplumuz ancak, yüksek antioksidan kapasiteye sahip güzel alternatif olabilecek    yeşil çay, adaçayı, papatya, rezene gibi bitki çayları daha çok  tercih edilmelidir.

Sağlığınız için hareketsiz bir hayat düşünülemez.  Haftada   en az 3 gün 30 dk. süreyle  bir  egzersiz  yapmak kalbinize iyi gelir.

Sağlıkla kalın…