Kendinizi hep çok sevin ama hani derler ya “her şeyin fazlası zarar”diye, sanırım bu söz sevgi için de geçerli. Kendimi de mi sınırlı seveceğim diyorsunuzdur belki ama bence evet kendinizi de sınırlı sevin. Yanlışın olduğunda onu sırf benliğin yaptı diye doğru olarak görme mesela..Ya da kendini çok seviyorsun diye kendini en mükemmel sanma mesela.. Başkası seni eleştirdiğinde veya başkası seni sevmediğinde “ben kendimi çok seviyorum nasılsa kimsenin beni sevmesine gerek yok” deme mesela..Şu son verdiğim örnek biraz sert oldu sanki değil mi? Ama bırakın sert olsun çünkü bazen kendimize Gösterdiğimiz sevgiyle başkasını bize gösterdiği sevgi arasında farklar olabiliyor. Sen kendini çok severken her şeyin en üstünde veya sıfır hatasız görebiliyor olabilirsin fakat başkası 
seni severken yanlışınla birlikte seviyor, işte buna gerçek sevgi diyebiliriz. Oysaki sen kendini çok severken o yanlışın doğru görüp hiç yanlışın yokmuş gibi davranıyorsun.. o yüzden diyorum ya kendinizi sevin, sevin ama başkalarının da sizi sevmesine izin verin. Ben kendimi çok seviyorum kimsenin beni sevmesine gerek yok diyip her şeyden elinizi kolunuzu çekmeyin.

Charlie chaplin’in şiirinde geçtiği gibi; kendimi Gerçekten sevmeye başladığımda anladım ki duygusal acılar ve keder bir uyarıydı bana kendi gerçeğime karşı yaşadığımı anımsatan, biliyorum bugün buna özgün olmak diyorlar…

Kendimize olan sevgimiz yaptığımız şeyleri, düşündüğümüz fikirleri ve ortaya koyduğumuz eylemlerin objektifliğine gölge düşürmemeli.
Herkes hata yapar ve sen de yapabilirsin. Hatanı kabullenerek kendini sevmek çok daha güzel değil mi… çünkü o, senin hatan.. Ve hata da olsa senin seçimlerin.. seçimlerini de sevmen gerekmez mi? Yanlışlarını görmezden gelemezsin… bu yanlışlarla kendini seversen işte o zaman sevginin sınırı yoktur, istediğin kadar sevebilirsin kendini. Kabulleniş öyle güzel bir şeydir ki duygusal rahatlığı da beraberinde getirir..

Kendimizi yanlışlarımızı görmezden gelerek değil, onları kabul ederek sevelim..