Manisa’yı fetheden Saruhan Bey’in şehre yaptırdığı ilk ibadethane olan Fetih Mescidi ve Osmanlı hanedanlığının Topkapı Sarayı’ndan sonraki en önemli ikametgahı olan Sarayı Amire’nin kalan son parçası Fatih Kulesi’nin restorasyonu, Manisa için çok önemli iki eserin yeniden hayat bulması anlamına geliyor…

Yıllarca valilik konağı olarak kullanılan binanın Kent Müzesi’ne dönüştürülmesi projesi de, kültürel varlıkların ve değerlerin gelecek nesilleri aktarılması için benzer öneme sahip…

Bu üç ayrı önemli çalışmada İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak’ın gayretleri yadsınamaz. Yıllardır mücadele verdiği bu projeler tamamlandığında haklı bir gurur yaşayacak…

Manisa’nın daha nice tarihi ve kültürel değerleri de sahip çıkılmak için sırada bekliyor. Bunların restorasyonu, yeniden bina edilmesi veya canlandırılması için kamu kuruluşları ve yerel yönetimler kadar özel sektör ve iş insanlarına da görev düşüyor…

Mesela Manisa’nın önemli din alimlerinden ve Milli Mücadele kahramanlarından Müftü Alim Efendi’nin bugün bir cafe olarak kullanılan evi neden bir müze haline getirilmez? Türkiye’nin en büyük 7. sanayi ihracatçısı kenti Manisa’da bu işe al atacak bir özel kuruluş yok mudur?

Saruhanlı’nın Hacırahmanlı Mahallesi’nde yaşayan ve bence Türkiye’nin en önemli romancılarından biri olan Yusuf Atılgan’ın evi neden korunmaz…

Bu örnekleri artırmak mümkün…

Bunlar yapılmazsa, gençlerimiz buraları gezip görmezse bu tarihi şahsiyetlerimizi ve eserlerimizi nasıl gelecek nesillere aktarabiliriz?

Her şeyi devletten, yerel yönetimlerden, ilgili kuruluşlardan beklememek lazım. Vatandaş olarak öncelikle tarihi değerleri ve eserleri korumamız, ardından da yok olmaya yüz tutanları yeniden canlandırmak için neler yapabileceğini hep birlikte düşünmemiz gerekiyor…