Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerine 9 aydan az bir süre kaldı. 1 Ekim’de Meclis’in açılmasıyla birlikte Türkiye yeni bir seçim sathı mahalline girmiş olacak.

Türkiye’nin öncelikli sorunu malum; yüksek enflasyon ve alım gücünün her geçen gün düşmesi. Vatandaş, yeni önemde özellikle ekonomi politikalarında kime güvenirse onu seçecek. Sandıktan çıkacak sonuç, ya ‘yaparsa AK Parti yapar’, ya da ‘biraz da diğerlerini deneyelim’ anlamına gelecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşan seçim öncesi sosyal devlet anlayışını daha da fazla ortaya koyarak özellikle dar gelirlinin sorunlarına yoğunlaşmış durumda. Geçtiğimiz günlerde açıklanan yeni TOKİ konut hamlesi bunun bir göstergesi. Yeni yasama döneminde Meclis’e gelmesi beklenen bir dizi yasa teklifinde de yine ekonomik sıkıntıların aşılması hedefleniyor.

Millet İttifakı ve 6’lı masa olarak adalandırılan muhalefet partileri ise hükumete en çok ekonomi üzerinden yüklenirken, daha müreffeh bir toplum vaadinde bulunuyor. Aslında iktidar da, muhalefet de genel tabloda olması gerektiği gibi hareket ediyor.

Ancak konu karşılıklı dil ve üsluba gelince ortada nahoş görüntüler olduğu açık. İnsanların sevdiği, büyük değer verdiği ve kendilerine örnek aldığı koca koca adamların kullandığı kelimelerin, kendilerine yakışır olması gerekir.

Bir süredir Manisa özelinde devam eden siyasi polemikler, vatandaşlar tarafından üzüntüyle takip ediliyor. Önceki gün MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay’ın 6’lı masadaki partilerle ilgili ifadeleri, sonra CHP İl Başkanı Semih Balaban ile İYİ Parti Hasan Eryılmaz’ın Akçay’a cevap verirken kullandıkları sözler, ardından da MHP İl Başkanı Murat Öner’in Akçay’ın açıklamalarını izah ederken sarf ettiği kelimeler gözleri ve kulakları rahatsız etti!

Henüz tam seçim havasına bile girmeden Manisa’da böylesine sert tartışmaların yaşanması, karşılıklı ağır ifadelerin kullanılması kimseye fayda sağlamaz. Aksine vatandaşın siyasetten ve siyasetçiden uzaklaşmasına sebep olur. Yaşanan sorunların çözümüne olan inancı azaltır...

Manisa için siyaset yapan herkesin bu kente ve bu kentin insanlarına karşı sorumlulukları var. Kişisel husumetleri gündeme getirmenin, karşılıklı hesaplaşmanın adresi siyaset arenası değildir. Madem ki siyaset halk için yapılıyor, konuşulan her kelimede, ortaya konan her davranışta halkın menfaatinin gözetilmesi gerekir.

Nihayetinde vatandaş siyasetçilerden polemik değil icraat bekliyor. Doğru yapanı sandıkda ödüllendiriyor, yanlış yapanı da cezalandırıyor...