Naci Duygulu (89) köy enstütüsü mezunu emekli bir öğretmen. 25 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra mesleği bırakmış ve çocuklarını okutabilmek için çiftçiliğe devam etmiş. İleri yaşına rağmen gece gündüz çalışan Duygulu, tam bir toprak aşığı. Birkaç ay önce rahatsızlandığı için hastaneye götürülünce, "Ben ancak bağda iyileşirim, beni bağa götürün" diye rica etmiş. Biri profesör, biri tıp doktoru olan 5 çocuğuyla birlikte 100 dekar alanda çiftçilik yapmaya devam ediyor.
Manisa'nın Muradiye Mahallesi'nde 1933'te doğan Naci Hoca'nın sıradışı bir hikayesi var. Öğretmenlik mesleğini yıllarca severek yapan ancak ekonomik sıkıntılar nedeniyle çocuklarını okutmakta zorlanan Naci Duygulu, bir fabrika bekçisinin aldığı maaşı duyunca 1979'da ani bir kararla mesleğinden istifa etmiş. Kendisine ait 22 dekar toprağın yanı sıra icar yoluyla toprak kiralayan ve bu şekilde 43 yıldır tarım yapan Naci Hoca, 3 oğlu ve 2 kızına, sonrasında gelin ve damatlarına da çiftçiliği öğretmiş. İleri yaşına rağmen çocukları ve torunlarıyla birlikte halen 100 dekar alanda başta bağcılık olmak üzere tarım yapıyor.
BEKÇİ OSMAN YÜZÜNDEN İSTİFA ETTİ!
1947'de Balıkesir Savaştepe Köy Enstitüsü'ne kaydolan ve 1954'de mezun olup öğretmenliğe başlayan Naci Duygulu, öğretmenlik mesleğini bırakıp tamamen tarıma yoğunlaşmasına neden olayı şöyle anlatıyor: "Emekli olmama sebep olan kişi, salça fabrikasındaki Bekçi Osman'dır. Bir yandan öğretmenlik yapıyor, bir yandan domates üretiyordum. 1979 Ağustos'unda traktörümle fabrikaya domates götürdüm, kantara çıktım. Bekçi Osman vardı, fabrikada kantara bakardı. Dedi ki, 'hocam aldığın para yetmiyor mu, niye gece gündüz bu işlerle uğraşıyorsun?' 'Yetse yapmam heralde' dedim. 'Ne kadar maaş alıyorsun?' diye sordu. Maaşımı söyledim; 8 bin 300 TL alıyordum. Birden feryat etti, 'Sen hiçbiri şey almıyormuşsun, hakkın var' dedi.
ÖĞRETMENE 8 BİN 300 TL, BEKÇİYE 17 BİN 500 TL
'Osman sen ne alıyorsun?' dedim. 'Ben 17 bin 500 lira alıyorum' dedi. 'Dalga mı geçiyorsun, sen ilkokul mezunusun' dedim. Maaş bordrosunu gösterdi. Bu anlattığım gece 12'de yaşandı. Yaptığı iş kantara  çıkan traktörleri kontrol etmek, düdük çalmaktı. Oysa ben en başta vicdanıma karşı sorumluyum, sonra çocuklara karşı, veliye karşı, okula karşı, kanunlara karşı sorumluyum. Bu kadar sorumluluk varken 8 bin 300 TL alıyorum. Hemen gittim hanıma söyledim istifa edeceğimi. 'Çocukları nasıl okutacaksın?' dedi. Çiftçilik yapacağımı söyledim.
EMEKLİ OLUP ÇİFTÇİLİĞE BAŞLADI
O gece uyumadım, ertesi sabah Milli Eğitim'e gittim. İstifa dilekçesi vermek istedim. İlköğretim müdürü vardı, 'sen öğretmenliğin zirvesine çıkmış adamsın, istifa edemezsin' dedi. 'Bekçi Osman 17 bin 500 TL alıyor' dedim. 'Yalan söylemiş, ben 36 yıldır öğretmenim 9 bin TL para alıyorum' dedi. Orada ilçe seçim kurulu başkanı vardı, hakim. Sesimi duyunca gelmiş, durumu anlattım, emekli olacağımı söyledim. '46 yıllık hakimim ben 12 bin lira alıyorum' dedi. Ben dilekçemi verdim, 21 gün sonra emekli oldum."
TÜM ÇOCUKLARINA ÜNİVERSİTE OKUTTU
Emekli olduktan sonra 5 çocuğuna da üniversite okutmuş Naci Hoca. Bu arada hepsine çiftçiliği öğretmiş. Biri profesör, biri tıp doktoru olan çocukları boş vakitlerinde hemen köye geliyor ve bağ işlerine bakıyorlar. Şimdi torunlar da büyümüş. İş bulamayan ziraat mühendisi ve diğer torunlar aileye bağ işlerinde yardımcı oluyor. Ailenin 22 dekar bağı var, icarla tuttukları yerlerle birlikte toplamda 100 dönüm alanda çiftçiliği sürdürüyorlar. Naci Hoca, ilerleyen yaşına rağmen bağdaki tüm işleri yapabiliyor.
DEMİREL'E KÖYLÜNÜN SORUNLARINI ANLATTI
Naci Görgülü, 1979 yılında siyasete de girmiş. Köylünün ve çiftçinin sorunlarını daha iyi anlatmak, çözüm bulmak için CHP'de yıllarca siyaset yapmış. "1993 yılında köylüyü bir araya getirmek için Yuntdağı Kooperatif'ni kurdum. Ama daha sonra birileri siyaset için bitirdi kooperatifi. 1997 yılında Ankara'da yapılan bir toplantıda orman köylülerinin sorunlarını anlattım. Karşımda dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel oturuyordu. Her anlattığım sorunu eliyle onayladı" diyor. Ancak köylünün sorunlarının bir türlü çözülmediğini vurguluyor.
KÖY ENSTİTÜSÜNDEN KALAN 2 KİŞİDEN BİRİ
Köy Enstütüsü yıllarında toprak ve bir çok sanatla ilgili de eğitim aldığını belirten Naci Duygulu, özellikle bağcılık konusunda aldığı eğitimin çok işe yaradığını söylüyor. Mevcut eğitim sistemini eleştiren Duygulu, "Şu andaki eğitimi hiç beğenmiyorum. Matematik  öğretmeni kerat cetvelini bilmiyor. Köy enstitüleri kapanmasaydı Türkiye'de bir tane cahil adam kalmazdı. Herkesin 10 parmağında 10 hüner olurdu. Şu anda ben demircilik, yapıcılık, tavukçuluk, büyük baş hayvancılığı, ipek böcekçiliği, sebzecilik, demircilik, bütün bu konuları biliyorum. Bunları hepsini köy enstütüsünde öğrendim. Şimdi ordan mezun iki kişi kaldık. Son nesilim, örnek olmaya çalışıyorum" diye konuşuyor.