Değişmeyen iki hakikat var. Doğum ve ölüm…

Birbirinden farklı iki kavram. Fakat dokunaklı bir şekilde birbirini tamamlıyor.

Biri olmadan diğeri olmuyor . Ömür bu iki kavram arasında gelip geçiyor.

Yaşamımız boyunca birçok hadise ile karşılaşırız bazıları iz bırakır bazılarını görmezden geliriz. Ölüme bu kadar yakınken sanki hiç ölmeyecek gibi yaşarız.

 Ne güzel söylemiş Necip Fazıl Kısakürek , "Ölüm, bir saniye bile yakınken hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamanın alemi ne ?Kırıp döktüklerimiz , yüreğinde ince bir sızı olarak kaldıklarımız …

Amacım bu dünyadan göçüp gittikten sonra arkamdan iki güzel söz söylensin .Al-i İmran Suresi ,185. Ayet ‘ de der ki: Her nefis ölümü tadacaktır…  

Hiç ölmeyecek gibi kalp kırmaya, hiç bir şeyin kıymetini bilmeden yaşayıp gitmeye ne gerek var? Oysa şükretmeli insan aldığı her nefese. Yanında olduğu herkese! Ölüm hep var fakat bazen unutuyoruz.

Ben , Milli Atlet Ata Yahşi’nin kaybından sonra tekrar hatırladım…

Gencecik bir hayat. Ölümün de genci yaşlısı yok. Bir merak Ata’nın sosyal  medya hesaplarına ulaştım. Ata, ölümünden sadece birkaç saat önce kaza yaptığı araçtan gülümseyerek el sallamış. Hayata son kez gülümseyerek…

Bazı hislerin tanımı olmaz o hisler içinde buldum kendimi. Ölüm ve yaşam arasında ince bir yol  olduğunu Ata ile bir kez daha anladım. Ata, umarım ışıklar içinde uyursun…

Mekanın cennet olsun!