Dünya Sağlık Örgütü (WHO),sağlığı; “fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olması” şeklinde tanımlar. Yani yalnızca hastalık ve yaralanma gibi durumların bulunmaması insanın sağlıklı olduğunu göstermez.

Manisa itfaiyesi minik misafirlerini ağırladı Manisa itfaiyesi minik misafirlerini ağırladı

Sağlığı etkileyen çevresel etmenlerin başında; beslenme, barınma, giyim, fiziksel çevre, eğitim ve kültürel olanakların durumu gelir. Tüm bu etmenler bireyin yaşamını yönlendirir. Çevresel etmenlerin herhangi birinin yetersizliği, bireyin, dolayısı ile toplumun sağlık durumu üzerine olumsuz etki yapar.

Çevresel etmenlerin başında olan beslenme, insanlarda psikolojik durum ile yakından ilişkilidir. Tükettiğimiz her besin fizyolojik durumumuzu etkilediği gibi ruhsal durumumuzu da etkiler ve değiştirir. Popüler diyetlerin etkisinde kalıp her gün aynı besin türlerinin içeren tek tip bir beslenme çeşidi kişilerin motivasyonunu olumsuz yönde etkiler. Bu yüzden farklı besin gruplarının uyum içinde yer aldığı beslenme şekli kişinin motivasyonunu artırır.

Her mevsim pazarda ve manav reyonlarında  olan çeşitli renklerde sebze ve meyvelerin her birinin renginde aslında bizim için depolanmış , vücudumuz için türlü işlevi olan besin ögeleri haricinde  fitokimyasal adını verdiğimiz   maddeler bulunur. Besinlere rengini, tadını ve kokusunu veren bu bileşikler aslında öncelikle besinin kendisini korumaktadır. Araştırmalar sadece domateste bile 10 bini aşkın fitokimyasal madde olduğunu göstermiştir. Bunların içinde ise en dikkat çekenin likopenler olduğu kabul edilmiştir. Havuç, ıspanak, karnabahar, beyaz ve kırmızı turp, kereviz, üzüm, patlıcan, ananas, kivi karotenoidler açısından oldukça zengindir.

Etkinlikleri büyük oranlarda belirlenmiş ve kullanımı dünyaca yaygın  sebze ve meyvelerde bulunan seçkin fitokimyasallar; İzoflovonlar, Fitatlar, İndoller, Flavonoidler, Terpenler, Likopenler, İzotiyosiyonatlar,Karotenoidler,Sülfitler,Fenolik Asitler,Kumarinler,Polifenoller-dir.Bu bileşiklerin başlıca işlevleri ise ; yaşlanmış ,oksidatif hasara uğramış  ve sağlığını yitirmiş hücrelerin büyümelerini durdurmak,antioksidan savunma sisteminin aktvitesini  arttırmak,radyasyonun sakıncalı etkilerinden korumak,kan lipid düzeyinin dengelenmesi, genetik kodlarımızın bulunduğu DNA hasarının engellenmesidir.

Yapılan araştırmalar turunçgiller, çilek,böğürtlen gibi küçük sulu meyvelerde ve diğer kaynaklarda bulunan flavonoidler kanserde “faz I” enzimlerini inhibe ederek kansere yol  açan hormonların  erken dönemde hücrelere adezyonun engellendiği,maydonoz ve domatesteki temel fitokimyasallardan kumarinler ve klorogenik asidin kanserojenlerin tahrip edici etkilerini önleyebileceğini göstermiştir. Tüm bu yararlara baktığımızda çağımızın yaygın hastalığı olan kanserden de korunmanın en güzel yollarından biri rengarenk beslenmektir. Bizim için yaratılmış bitkiler gezegenimizin sağlık anahtarını taşımaktadırlar.

Unutmayın ne kadar renkli beslenirseniz o kadar sağlıklı  ve zinde olursunuz.