Manisa Manşet olarak dün kentin kanayan yaralarından birini daha gündeme getirdik: Manisa'nın kuzey mahalleleri öteden beridir mahrumiyet bölgesi ve bu tablonun değişmesi gerekiyor.

Kenti doğu-batı istikametinde ikiye bölen tren yolu aslında kuzeyde kalan mahallelerin geri kalmasındaki önemli etkenlerden biri. Şehrin merkezi yani çarşı bölgesi güneyde kaldığı için yerleşim de ağırlı olarak bu tarafta.

Tren yolu aşılarak karşıya geçilecek bölgelerin cazibesi az oluyor. Türkiye'nin bazı illerinde bu durum var. Ancak özellikle yerel yönetimlerin gerekirse pozitif  ayrımcılık yaparak bu dezavantajı ortadan kaldırması gerekiyor.

Nurlupınar, Barbaros ve Horozköy hattında durum ne yazık ki yukarıda bahsettiğimiz gibi. Aynı hattaki Muradiye Mahallesi son yıllarda hızla büyüyen bir yer ancak belki de hızlı büyümesinden kaynaklanan ciddi altyapı sorunları yaşanıyor. Daha  eski konumdaki diğer saydığım bölgeler ise büyük oranda 'varoş' olarak nitelendirilecek halde.

Yaşanan sıkıntının önemli nedenlerinden biri de imar sorununun bir türlü aşılamaması. Bu bölgelerin önemli bir bölümünde 2-3 katlı, gelişigüzel binalar var. Oysa imar planları netleşse, nerede kaç kat olacağı kesinleşse alt ve üst yapı sorunları daha hızlı çözülebilir.

Yaşanan sorunların bir de sonuçları var. Kısmen ucuz kiralar mültecileri bu bölgelere itiyor, kozmopolit yapı daha da artıyor. Bu mahallelerin muhtarlarıyla görüştüğümüzde suç oranlarının yüksekliğinden bahsediyorlar. Özellikle uyuşturucu kullanımı ve satışı ne yazık ki bu bölgelerde fazla.

Yaşanan sorunlarda hem ilgili kurumları, hem yerel yönetimleri hem de sivil toplum ve kurumsal şirketleri ilgilendiren yönler var. Bu nedenle bu bölgelerin her anlamda kalkınması için kapsamlı eylem planlarına ihtiyaç duyuluyor.

Başta valilik ve kaymakamlıkların yaşanan sorunlarla ilgili tüm muhatalapları bir araya getirerek detaylı çözüm projeleri geliştirmeleri gerekiyor.

Bu mahallelerde yaşayan vatandaşlarımız da her şeyin en iyisini hak ediyor...