Vedalar, devasa olaylar…

 Gözümüzde çok fazla büyüttüğümüz ayrılıklar,kopuşlar,vedalar aslında üzerimize binmiş birer yükten ibaret. Bu yüklerden arınıp hafifleyerek yürümek bizi daha mutlu edecek,harekete geç!

 Hiç sıradan bir bardağa çok fazla anlam yüklediğiniz oldu mu? Ya da dışardan bakıldığında sıradan gibi gözüken bir objeyi senelerce sakladığınız ? Cevapları tahmin ettiğimi söyleyebilirim, şimdi bu cevaplar ışığında yolumuza devam edelim.. Bu saklama olayları elbette çok özel şeyler, bir şeye anlam yüklemek,senelerce saklamak,ondan kopamamak..(!) Ama mühim olan bunları acı çekmeden yapabilmek. Atmaya kıyamadığımız eşyalara tebessümle bakmak varken neden kötü bir mazinin parçalarını yanımızda taşıyoruz? Bizler veda etmeyi bilmiyoruz. Veda ettiğimizi düşünüyoruz fakat yanılıyoruz. Buna kendimizi kandırmak dersek tam yeri olur. Şöyle bi düşünsenize;hepimiz çocukluğumuzda iyi kötü anılar biriktirdik. Kimimiz çok sevdiği oyuncağından ayrılamadı kimimiz de ilk arkadaşıyla o zaman tanıştı ve hala tanımaya devam ediyor..Bu parçalar bize mazimizin güzel taraflarını unutturmayan parçalardır. Fakat bir de yapbozun başka parçaları var.. sırf yapboz tamamlanacak diye kötü parçaları ömrümüz boyunca saklayacak değiliz değil mi? Varsın yapbozumuz kötü parçalarla tamamlanacağına,  güzel parçalarla yarım kalsın.  Çünkü bazen yarım hissettiğimiz zamanlar aslında fark etmesek de kendimizi en mutlu hissettiğimiz zamanlar olabiliyor. Hem her zaman tam olamayız bazen eksik kalmak gerekir. Eksilmek, kendimizi eskitmekten çok daha  iyi gelecek bizlere.. Bu yüzden veda etmek istiyorsak gitmeyi ya da göndermeyi bilmeliyiz.