NEDEN TÜRK DÜNYASI?
Türk milleti, tarihsel derinliği ve köklü geçmişi ile tarihini Hunlardan günümüze kadar getirebilmektedir. Bu tarihsel derinlik elbette ki farklı coğrafyalarda, farklı uluslarla olan temasımız sonucu pek çok kavmi ve devleti derinden etkilemiştir.
Bu derinden etkilenen sesin bir ucu Adriyatik, bir diğer ucu ise Çin Seddi olarak tarif edilmektedir. Elbette ki, Türk’ün atının değdiği her yeri saymaya kalksak tarifler tarifleri, coğrafyalar coğrafyaları getirir. Irmaklar dağları aşar. Dağlar ise denizlere dar gelir…
***
Bugün hiç şüphesiz ki bütün dünya olası savaş ve savaşlara hazırlanmaktadır.
Türkiye ise bu potansiyel riskleri önden görebilmekte, barış ve sağduyu siyaseti ile hem bölgesine hem küresel siyasette huzurun ve sağduyunun teminatı konumuna yükselmektedir.
Siyasi ve askeri birliklerinin öneminin her geçen gün arttığı bir çağdayız.
Devletler rakip, düşman olarak gördükleri siyasi yapılara karşı ekonomileriyle mücadele ediyor, askeri operasyonlar tertip ediyor. Bu mücadele daha somut ve kararlı olduğu için çok daha görünür. Bombalar patlıyor, füzeler düşüyor. Maalesef ki, binlerce insan yaralanıyor ve ölüyor.
Buraya kadar olan sert güç(hard power) ve etkileriyle alakalı olsa bile bir de üzerinde durulması gereken yumuşak güç(soft power) gerçeği vardır.
Türkiye, bu konuda dünyadaki sayılı lider ülkelerden biridir.
Balkanlar, Türk Dünyası, Arap-İslam alemi gibi coğrafyalarda ülkemizin kültür hamurunu tatmış, türküleriyle dinlenmiş, yemekleriyle karnını doyurmuş, dizileriyle salya sümük ağlamış tonlarca insan olduğu açıktır.
Bu insanların ise çok büyük bir çoğunluğu soydaşımız ve dindaşımız olan Türk Dünyası ülkeleridir.
Bağımsız devletleri saymak gerekirse Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan üyedir. Macaristan, KKTC, Türkmenistan ise gözlemci üye statüsünde yer almaktadır.
Her biri köklü tarihe, stratejik konuma, yer altı ve yer üstü kaynaklara sahip olması bakımından oldukça önemlidir.
Son zamanlarda ortaya konulan vizyon doğrultusunda Ortak Alfabe girişimi belki de onlarca yıldır düşünülmüş fakat çok yavaş adımların atıldığı bir alandı. Bugün gelinen noktada sadece ama bu konuda bir adım atmak, ortak alfabe yoluyla bir şiir okumak bile olağanüstü değerli ve kıymetli bir iştir. Pek çok Türkolog alim, bu konuda olumlu sözler söylemekte ve bu sürece destek vermektedir. Çünkü, merhum müteffekkir İsmail Gaspıralı’nın söylediği, gök bilge Ziya Gökalp’in doktrine ettiği bu felsefe maziye atılmış bir söz değildir.
‘’Dilde, fikirde, işte birlik!’’
‘’Dilde, fikirde, işte birlik’’ vizyonu doğrultusunda 9-11 Eylül 2024 tarihi oldukça mühimdir.
Keza yine Türkiye’nin önderliğinde 15 Aralık Türk Dili Ailesi Günü daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir coşkuyla yaşanmıştır.
Türkiye bugün tarihi fırsatlara sahiptir.
Bu tarihi fırsatları doğru okuyup hayata geçirebilmek için siyasi, askeri işbirliklerinin önemi açıktır.
Bununla beraber sosyal, kültürel işbirlikleri yolunda daha önceleri zikredilmiş fakat hayata geçirilmemiş işlerin bugün teker teker yürürlüğe giriyor olması bütün Türk Dünyası adına oldukça sevindirici bir durumdur.
Ortak tarih, ortak kültür, ortak inançlarımız var.
Kimliğimiz ortak..
Bu ortaklıkları kuvvetli ve ayakları sağlam zemine basan bir işbirliğine dönüşmesi uzun yıllar oldu. Bu işbirliğini gelecek yıllarda daha kıymetli yerlere taşımayı bu topraklardaki herkesin birer vazifesi olduğuna inanıyorum.
Türk Dünyası’nın bütün insanlığı aydınlatacağı nice günlere…