Geçen yazımda temel yaşam desteğinden bahsetmiştim. Aslında sağlıkçı olmasak bile bazen bir insanın hayatında ne kadar önemli bir yerde durabileceğimizi konuşmuştuk. Çünkü bazı anlar vardır ; ambulans gelene kadar geçen birkaç dakika , bir ömrün devam edip etmeyeceğini belirleyebilir.
İşte bugün de o birkaç dakikanın içindeki başka bir kahramandan bahsetmek istiyorum.
Son zamanlarda alışveriş merkezlerinde , havaalanlarında , bazı kurumlarda dikkatimi çekiyor…
Duvarlarda küçük kutular var.
Bir çoğumuz yanından geçip gidiyoruz. Ne işe yaradığını bile bilmiyoruz belki.
Ama o kutuların içinde bir hayat saklıymış.
OED yani otomatik eksternal defibrilatör … Kısaca kalbi duran kişiye elektrik şoku vererek yeniden ritim kazanmasına yardımcı olan cihazlar. İsmi biraz garip gelebilir. Ya da bu şekilde söylendiğinde anlamayabiliriz. Ama aslında kullanım amacı hayat kurtarmak.
En güzel tarafı ne biliyor musunuz? Bir çok model kullanıcıyı sesli olarak yönlendiriyor. Yani sağlıkçı olmasanız bile ne yapmanız gerektiğini size adım adım anlatıyor.
Maalesef ki kalp durduğunda zaman çok acımasız ilerliyor. Dakikalar geçtikçe yaşam ihtimali azalıyor. İşte bu yüzden bazı ülkelerde bu cihazlar neredeyse yangın tüpü kadar yaygın hale gelmiş durumda. Çünkü insanlar artık şunu biliyor : yardım gelene kadar geçen süre bazen her şey demek.
Aslında rakamlar bile bize çok şey anlatıyor.
Amerika’da hastane dışı gelişen ani kardiyak arrest vakalarında hayatta kalma oranı yaklaşık %8 civarında iken , Türkiye’de bu oran ne yazık ki %2 civarında.
Aradaki fark sadece teknoloji değil. Asıl fark; farkındalık, eğitim ve ilk müdahale kültürü.
Çünkü bir insan yere yığıldığında herkesin ilk yaptığı şey çoğu zaman sadece etrafa bakmak oluyor. Oysa bazen o birkaç dakikada yapılacak doğru müdahale, bir insanın evine geri dönebilmesini sağlıyor.
Belki bir annenin çocuğuna…
Belki bir babanın ailesine….
Belki de yarım kalan bir hayatın yeniden devam etmesine…
Ve belki de en önemlisi şu…
Hayat kurtarmak sadece sağlık çalışanlarımızın omuzuna bırakılmayacak kadar önemli bir mesele.
Toplum olarak bu konuları öğrenmeye ihtiyacımız var. Çünkü bilgi korkuyu azaltıyor. İnsan ne yapacağını bildiğinde panik yerine hareket etmeye başlıyor.
Eskiden sadece filmlerde görürdük böyle şeyleri. Şimdiyse günlük hayatın içinde. Belki her gün önünden geçiyoruz ama dönüp bakmıyoruz bile.
Günlük telaşlar içinde fark etmediğimiz bazı cihazlar , bir gün bir insanın yeniden nefes almasına vesile olabilir.
Belki de bu yüzden , duvarlarda asılı duran o küçük kutulara artık farklı gözle bakmak gerekiyor.
Çünkü bir gün…
Gerçekten lazım olabilir…
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.