Ekonominin Görünmeyen Yüzü : Kadın 1
1 Mayıs geçti…
Bir gün boyunca emeği , alınterini , çalışanı konuştuk . Paylaşımlar yapıldı , sözler söylendi , herkes kendi penceresinden emeğin değerini anlattı.
Ama sonra hayat kaldığı yerden devam etti.
İşte tam da burada insanın aklına şu geliyor…
Emeği konuşurken , gerçekten herkesin emeğini konuşabiliyor muyuz?
Mesela kadınların…
Çünkü kadınların emeği çoğu zaman ne bir güne sığıyor ne de birkaç cümleye.
Kadınların ekonomiye katkısını konuşurken çoğu zaman rakamlarla başlıyoruz ya… işte tam da orada bir şeyler eksik kalıyor. Yüzdeler , istatistikler, grafikler… Hepsi doğru , buna bir itirazım yok. Ama yine de bir şey eksik. Çünkü bazı emekler vardır , sayısal göstergelerle ifade edilemez. Kadının emeği de sayısal ifadenin çok daha ötesinde.
Şöyle bir düşünelim birlikte…
Bir gün nasıl başlıyor?
Daha ev sessizken uyanan bir kadın var , kahvaltıyı hazırlayan , çocuğunu okula yetiştirmeye çalışan , belki aynı anda aklından günün planını geçiren… Sonra kendi işine gidiyor. Yolda belki yorgun , belki uykusuz ama yine de devam ediyor.
İş yerinde ayrı bir koşuşturmaca başlıyor. Bir ofiste , bir dükkanda, bir hastanede , bir atölyede , bir okulda… Nerede olursa olsun , kadın sadece işini yapmıyor. Ortamı toparlıyor, eksiklikleri fark ediyor, çoğu zaman söylenmeden sorumluluk alıyor.
Ve sonra akşam oluyor…
Herkesin “ oh be , gün bitti” dediği yerde, onun ikinci mesaisi başlıyor.
Ama belki de en çok gözden kaçırılan yer burası…
Kadın ne kadar yorgun olursa olsun , günün en kıymetli kısmını yine ailesine ayırmaya çalışıyor. İşten çıkıp eve geldiğinde sadece dinlenmek istemez ; bir oyunun içine girer , bir etkinlik planlar, hafta sonu için küçük geziler düşünür.
“ Birlikte ne yapabiliriz?” Sorusu hiç bitmez onun içinde.
Yorgunluğunu erteler…
Kendini geri plana alır…
Ama ailesiyle geçirilecek anları kaçırmamaya çalışır.
Şimdi soralım kendimize…
1 Mayıs’ta emeği konuşurken , biz bu emeği gerçekten ne kadar konuştuk?