Geçen yazımda yaklaşan Kurban Bayramı’nın tatlı telaşından bahsetmiştim… Yollara düşecek insanlardan, memleket hazırlıklarından, çocukların bayram heyecanından… Birkaç günlüğüne de olsa dinlenmenin hayalini kuran insanlardan söz etmiştim.
Çünkü bayram yaklaşırken gerçekten farklı bir hareketlilik sarıyor her yeri. İnsan ister istemez günlük hayatın yorgunluğunu biraz olsun unutmak istiyor.
Ama hayatın bir de görünmeyen tarafı var…
Herkes bayrama aynı duygularla hazırlanmıyor ne yazık ki. Kimileri bavul hazırlarken, kimileri ay sonu hesabını tekrar tekrar yapıyor. Market raflarının arasında elindekini yerine bırakıp almaktan vazgeçiyor. Çocuğuna bir şeyler almak isteyip de alamıyor..
Bazıları için bayram ; uzun sofralar , kalabalık aile buluşmaları demek… Ama bazı evlerde eksik bir sandalye var bu bayramda. Aranmayan telefonlar, kapısı çalınmayan insanlar , “ iyiyim” deyip de sessizce içine atanlar…
Bir de yalnızlığını kalabalığın içinde saklayan insanlar var.
Gülüyor gibi görünen ama içi yorgun olan insanlar…
Herkese iyi görünmeye çalışıp kendi kırgınlığını sessizce taşıyanlar…
Son zamanlarda fark ettim ki insanlar artık en çok anlaşılmaya ihtiyaç duyuyor. Çünkü herkesin görünmeyen bir yükü var. Kimi geçim derdiyle mücadele ediyor , kimi sağlıkla, kimi hayatın yorgunluğuyla, kimi de sadece içindeki sessizlikle…
O yüzden belki bayram dediğimiz şey sadece alınan kıyafetler, hazırlanan sofralar ya da tatil planları değildir. Bayram biraz da kendini fark edebilmek değil midir zaten?
Uzun zamandır aramadığın birini aramak,
Kızgın olduğunu birine bir adım yaklaşmak,
Sessiz kalan birinin içini gerçekten merak etmek…
Çünkü bazen bir insana verilen en güzel bayram hediyesi; kendisini değerli hissettirmektir.
Bu hayat herkesi biraz yordu kabul edelim…
İnsanlar artık sadece geçinmeye değil , iyi kalmaya da çalışıyor. Belki bu yüzden küçük bir anlayış, güzel bir söz, içten bir hal hatır bile eskisinden çok daha kıymetli geliyor.
Kurban bayramı paylaşmanın bayramı deriz hep… Ama paylaşmak sadece sofrayı bölüşmek değildir bazen. Bir insanın yükünü hafifletmek, gönlüne dokunmak, onu gerçekten dinlemekte büyük bir paylaşmaktır.
Belki de bu bayram birbirimize en çok şunu hatırlatmamız gerekiyor.:
Kimse sadece dışarıdan göründüğü kadar güçlü değil.
O yüzden biraz daha anlayarak, biraz daha hissederek, biraz daha kalpten yaklaşalım birbirimize. Çünkü bazı insanların ihtiyacı etten önce güzel bir söz, kalabalıktan önce anlaşılabilmek…
Ve belki bayramın gerçek maneviyatı tam olarak burada saklı…
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.