Geriye Kim Kalırdı

YAYINLAMA:
Bazen insanın kendine sorması gereken sorular vardır. Öyle sorular ki cevabı hemen verilmez. Hatta bazen yıllarca düşünülmeden geçilir gider. Geçenlerde benim de aklıma bu tarzda bir soru geldi. Bir an için bütün rollerimiz ortadan kalksa ne olurdu? Anne, baba, eş, evlat, kardeş, çalışan, memur, hemşire… Hayatımız boyunca taşıdığımız bütün sıfatlar bir anda silinse geriye kim kalırdı? İlk bakışta kolay gibi görünen bu soruyu düşündükçe cevaplamak çok zorlaşıyor. Çünkü bizler yıllardır kendimizi sahip olduğumuz roller üzerinden tanımlıyoruz. Bir ortamda tanışırken önce adımızı sonra mesleğimizi söylüyoruz. Ardından aile içindeki yerimizi anlatıyoruz. Hayatımızı sorumluluklarımız üzerinden tarif ediyoruz. Ve fark etmeden “ ne yaptığımızı” , “ kim olduğumuzun “ önüne geçiriyoruz. Sabah gözümüzü açar açmaz bir rol başlıyor. Çocuklarımız varsa anne ya da baba oluyoruz. İşe gidiyorsak çalışan oluyoruz. Ailemizin yanında evlat , kardeş ya da eş oluyoruz. Akşam olduğunda gün bitiyor ama roller bitmiyor. Herkesin bir beklentisi, bir isteği ya da bir ihtiyacı oluyor. Biz de çoğu zaman bu beklentilere yetişmeye çalışırken kendi iç sesimizi duymayı unutuyoruz. Belki de bu yüzden son yıllarda sıkça duyduğumuz bir cümle var: “ Kendimi kaybetmiş gibi hissediyorum.” Aslında kaybolan insanın kendisi değil. Yıllardır ihmal ettiği tarafı. Çünkü insan bazen herkese yetişmeye çalışırken kendine geç kalabiliyor. Bir düşünün… En son ne zaman sadece kendiniz için bir şey yaptınız? Bir göreviniz olduğu için değil, Bir sorumluluğununuz olduğu için değil, Bir mecburiyetiniz olduğu için değil… Sadece içinizden geldiği için. Belki bir kitabın sayfalarında kayboldunuz. Belki uzun bir yürüyüş yaptınız. Belki de sessizce oturup hiçbir şey yapmadınız. Ne zaman? Çoğumuz bu sorunun cevabını hatırlamakta zorlanıyoruz. Çünkü yıllardır başkalarının ihtiyaçlarına cevap verirken kendi ihtiyaçlarımıza cevap vermeyi erteledik. Oysa insan sadece üstlendiği görevlerden ibaret değildir. İçinde hayalleri olan, özleyen, merak eden, yorulan, sevinen, kırılan… bir tarafta vardır. Ve bazen o taraf sessizce bekler. Görülmeyi… Hatırlanmayı… Yeniden fark edilmeyi… Hayatımız boyunca taşıdığımız bütün sıfatların altında gerçekten kim yaşıyor? Bu sorunun cevabını bir sonraki yazımda birlikte arayalım mı?
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız