Üniversite sınavı da geride kaldı.
Aylarca, hatta yıllarca süren hazırlıkların ardından yüz binlerce genç şimdi biraz nefes almaya çalışıyor.
Kimi sınavın nasıl geçtiğini konuşuyor, kimi sonuçları bekliyor, kimi ise sadece yorulduğunu hissediyor.
Ama aslında hepimiz biliyoruz ki bu sadece kısa bir mola.
Çünkü hayatın içinde sınavlar bitmiyor.
Önce lise sınavı…
Sonra üniversite sınavı…
Sonra mezuniyet telaşı başlayacak.
İş görüşmeleri, mülakatlar , KPSS,TUS,DUS, yabancı dil sınavları…
Hayatın içinde adı değişen ama hiç bitmeyen sınavlar…
Düşündükçe fark ediyorum ki bizler çocuklarımızı çoğu zaman bir sınavdan diğerine uğurluyoruz.
Henüz çocukken iyi bir lise için çalışıyorlar.
Biraz büyüyünce iyi bir üniversite için.
Sonra iyi bir iş için.
Sonra daha iyi bir gelecek için…
Sanki hayat sürekli bir sonraki basamağa yetişmeye çalışmakla geçiyor.
Belki de bu yüzden çocuklarımızın omuzları yaşlarından daha ağır yükler taşıyor.
Çünkü onların sırtında sadece okul çantaları yok.
Beklentiler de var.
Anne babalarının hayalleri var.
Öğretmenlerinin umutları var.
Çevrenin kıyaslamaları var.
Ve çoğu zamanda başarısız olmaktan duydukları sessiz korkuları var.
Üstelik bugünün çocukları bizim büyüdüğümüz dünyada yaşamıyor.
Biz okuldan çıkınca sokağa koşardık.
Onlar ekranların içine doğdular.
Biz sadece mahallemizdeki birkaç çocukla kıyaslanırdık.
Onlar ise bir ekranın içinde binlerce insanın başarısını görüyor.
Bizim dönemimizde bilgiye ulaşmak zordu.
Onların döneminde ise bilgiye ulaşmak kolay zihni susturmak çok zor.
Her şey daha hızlı.
Her şey daha görünür.
Ve ne yazık ki her şey daha fazla kıyaslanıyor.
Belki de bu yüzden çocuklarımızın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni hedefler değil.
Biraz nefes almak.
Biraz anlaşılmak.
Birazda sonuçlardan bağımsız olarak değerli olduklarını hissedebilmek.
Çünkü bazen fark etmeden başarıyı o kadar öne çıkarıyoruz ki çocuğun kendisini göremiyoruz.
Notlarını soruyoruz ama kaygılarını sormuyoruz.
Netini merak ediyoruz ama korkularını merak etmiyoruz.
Kazandığı okulu konuşuyoruz ama nasıl hissettiğini konuşmayı unutuyoruz.
Oysa her birimiz bir zamanlar o sıralara oturduk.
Biz de sınav sonuçlarını bekledik.
Biz de ailemizi gururlandırmaya çalıştık.
Biz de zaman zaman yetersiz hissettik.
Belki aradan yıllar geçti.
Ama insan bazı duyguları hiç unutmuyor.
Bu yüzden çocuklarımızı anlamaya çalışırken belki önce kendi çocukluğumuzu hatırlamamız gerekiyor.
Çünkü yıllar önce anlaşılmayı bekleyen o çocuk, hala içimizde bir yerde yaşamaya devam ediyor.
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.