Türkiye, son zamanlarda kendi potansiyelinin ne kadar kudretli olduğunun farkına vararak büyük adımlar atıyor ve atmaya devam ediyor.
Tarih, bizi buraya doğru itiyor.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın sahadaki aktif faaliyetleri, Türk liderlerin aldığı kararlar ve bu kararların hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi gerçekten Türk milleti adına gurur verici bir durumdur. Çünkü, bunu büyük bir aşkla ve tutkuyla isteyen milyonlar vardır.
Bu milyonların yaşadığı yer Manisa, Ankara, Elazığ, Edirne olabilir.
Bir de milli, seciyemizin oluştuğu Buhara, Semerkand, Kaşgar ve Horasan diyarı vardır.
Burada ruhumuz yaşar.
Gönlümüz, aklımız fikrimiz buradadır.
Medeniyetimizin oluşumundaki bu değerli merkezlerde edindiklerimiz sayesinde Adriyatik’ten Çin Seddi’ne diyebiliyoruz.
Bugün bu şuurda hareket eden milyonlarımız var.
Milyonlarca inanmış insan.
Her yaştan, her görüşten, her gruptan…
Fakat…
Bir türlü bu gerçeği görmeyen, görmek istemeyen, görse dahi görmezden gelme arzusu içinde yanıp tutuşan bir kesimin varlığı da karşımızda durmaktadır.
Onlara göre Türk milleti yalnızca kendi siyasi sınırları içinde hayaller kurmalı, mümkünse küçük hayallerin peşinden koşmalıdır. Hatta hiç hayal kurmamalı sadece dünyevi uğraşlarda kaybolmalıdır.
Bu tipler istiyorlar ki daha 100 sene önce Osmanlı toprağı olan Türkiye, Halep hakkında söz söylemesin.
İstiyorlar ki, Süleymaniye’de yankılanan ezan sesinin verdiği güvenle hareket eden Üsküplü, Bakülü, Astanalı, Bişkekli yüzünü buraya çevirmesin.
Milletimizin değerlerini değer bilen, töresini töre bilen soydaşlarımız gönlünü buraya çevirmesin..
İstiyorlar ki, herkes kendi dar kalıplarında kalsın.
İstiyorlar ki, Türkiye’nin yumuşak gücünün en güzel göstergesi olan dizi ve filmler Türkistan’dan Balkanlar’a kadar gitmesin.
Bilmedikleri çok şey var ama en büyük yanılgıları ise Hunlardan günümüze getirdiğimiz büyük medeniyet tecrübemize bugün bütün dünyanın bilim insanları, kültür insanları hayranlıkla inceliyor. Latin Amerika’nın bir ucundan Japonya’ya ve hatta Avustralya’ya kadar pek çok kişi bizim kültürümüzü ve kültürel kodlarımızı irdeliyor.
O yüzden, tarihe vurduğumuz ‘’Türk Mührü’’ kendisini her alanda gösteriyor.
Bazıları istedikleri kadar çabalasın, gayret etsin!
Ne deseler boş, ne deseler nafile…
Lüks AVM’lerin kalabalık ve uğultulu ortamlarında kahkahalar attıktan sonra Türk Dünyası gerçeğini kendilerince bir “hayal” olarak görenlerin yanılgısı epeydir sürüyor.
Sosyal medyada anlamsız -gerçek ötesi- paylaşımlardan sonra kendilerini dünyanın sıkışık ve buhranlı kalabalıklarına atanlar için elbette geleceğe yönelik kutlu ve büyük bir ufuk olamaz. Böyle bir şey mümkün değildir.
Tatil planlarına Türk illerini/yurtlarını hesaba katmayanlar, Türk medeniyetinin şahikası İsfahan şehrinin adını duymayanlar, Hoca Ahmet Yesevi’nin bıraktığı izi görmeyenler, Uluğ Bey Medresesi’nin yolunu bilmeyenler elbette ki Türklük yolunun eri olamazlar.
Ancak şunu iyi bilmek gerekir…
Hedef sahibi, çalışkan, büyük Türk milleti uzunca bir süredir bu büyük Türk Dünyası davasının izinde gidiyor.
Her şeye rağmen Türk milleti ve Türkiye, kendi kutlu hedefine koşmaya devam ediyor.
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.