Bazen insan bir mekana girer ve sadece duvarlarını , masasını , sandalyesini görmez. İçeriye sinmiş bir cesareti de hisseder.
Geçenlerde böyle bir yere gittim. Yeni açılmış bir mekandı . Bohem tarzda, sıcak, insanı sıkmayan bir yer… Ama asıl dikkatimi çeken dekoru ya da kahvesi değildi. Orada başka bir şey vardı: genç bir insanın “ ben bunu yapabilirim” demesi.
Çünkü kolay değil.
Bir yerde çalışmak, düzenli maaş almak, bilinen konfor alanının içinde yaşamak varken; kalkıp bir risk almak, bir mekan açmak, üstelik bunu genç yaşta yapmak… herkesin harcı değil.
Bir de şunu fark ettim. Biz çoğu zaman dışarıdan bakınca sadece bir” kafe “ görüyoruz. Oturuyoruz, kahvemizi içiyoruz, çıkıyoruz. Ama o kapının arkasında bir hayal var aslında. Belki aylarca düşünülmüş, belki geceleri uykusuz bırakmış, belki “ya olmazsa “ korkusuyla defalarca ertelenmiş bir hayal…
Ve en sonunda biri çıkıp o hayali gerçeğe dönüştürmüş.
Bilmiyorum sizde fark ediyor musunuz ama artık insanlar daha çok güvenli alanlarda kalmayı seçiyor. Risk almak, bir şeyleri sıfırdan kurmak biraz korkutucu geliyor çoğumuza. “ Olur mu, tutar mı, ya batarsam ?” soruları çoğalıyor. Ama bir yandan da şehrin içinde böyle cesur adımlar atıldığında insanın içi açılıyor.
Belki de bize iyi gelen şey sadece güzel bir kahve değil. Hala birilerinin deniyor olması.
Bir yer açmak, sadece bir işletme kurmak değil aslında. Bir hayal kurup onu somut hale getirmek. Üstelik bunun sorumluluğunu almak. O yüzden o mekana girince sadece bir” işletme” görmedim ben. Bir emeğin, bir cesaretin, bir “ başlama” kararının karşılığını gördüm.
Ve şunu düşündüm.
Biz büyüdükçe risk almaktan mı vazgeçiyoruz yoksa sadece daha temkinli adımlar atmaya mı çalışıyoruz?
Çünkü çocukken daha kolaydı bazı şeyler. Bir şey yapmak için çok uzun planlar gerekmezdi. Ama büyüdükçe hesaplar çoğalıyor, “ doğru zaman” hep erteleniyor.
Belki de asıl mesele doğru zamanı beklemek değil, o zamanı kendin yaratmak.
Belki ikisi de…
Ama yine de şunu inkar edemem; bazı insanların attığı küçük gibi görünen adımlar, başkalarına büyük bir cesareti hatırlatıyor.
O gün o mekanda hissettiğim tam olarak buydu…
Kişisel saldırılar yapmayın: Yorumlarınızda diğer kullanıcıları veya kişileri hakaret içeren ifadelerle suçlamayın veya aşağılamayın.
Irkçı, cinsiyetçi veya ayrımcı yorumlar yapmayın: Yorumlarınızda ırk, cinsiyet, etnik köken, din, cinsel yönelim veya herhangi bir ayrımcılık unsuru içeren ifadeler kullanmayın.
Yasa dışı faaliyetleri özendirmeyin: Yorumlarınızda yasa dışı faaliyetleri özendiren veya teşvik eden ifadeler kullanmayın.
Özel bilgileri paylaşmayın: Yorumlarınızda başkalarının özel bilgilerini paylaşmayın, bu bilgiler kullanıcıların adını, telefon numarasını, adresini, e-posta adresini veya diğer özel bilgileri içerebilir.
Spam ve reklam yapmayın: Yorumlarınızda spam veya reklam içeren ifadeler kullanmayın. Yorumlarınızın reklam içermemesine özen gösterin.